All Her Sighs / Bütün Ahları


 









All Her Sighs
4-channel sound installation, 59' 35'', 2024

The work that lends its title to the exhibition sources from the discography of Sezen Aksu, renowned for recording some of the most heartbreaking sighs in the Turkish language. Could be referred to as an 'artist of sighs' or “ahzen” in Turkish, in recognition of her mastery of this expression, Aksu debunked the stereotype once established by Cemal Süreya, attributing sighs primarily to male arabesque stars. Her sighs continue to resonate across generations and cultures through her career as a pop singer, marked by numerous hits over the years.

The phoneme 'a' as an exclamation has many diverse meanings. When this sound is combined with the '(k)hhh' sound generated as air frictionally passes (or even crawls) through the throat, it could signify a range of emotions such as 'a beg for forgiveness,' 'curse,' 'despair,' 'admiration,' 'longing,' 'pain,' 'anguish,' 'wailing,' 'sorrow,' 'regret,' 'surprise,' and more. The artist identifies and extracts all the sighs by Aksu from her tracks to produce a four-channel sound collage. It is presented as dialogue set among these sounds of sighs dispersed throughout the exhibition space.

These sighs, familiar to almost everyone in Turkey, are often sung along from the heart, yet sometimes they fade into silence and slip from our consciousness. Nevertheless, they resurface at times, piercing through our perception: 'I STAND BY HERE, I FEEL HURT, I LONG, I SUFFER, DAMN IT.' Why do these sighs, intertwined with their listeners' emotions, sentiments, and lives, resonate with us so deeply? Sighing is an action that applies to many situations and states of mind. But why do we sigh? And where do they take us?

Mustafa Avcı (From the Exhibition Text)

Bütün Ahları
4-kanallı ses yerleştirmesi, 59' 35'', 2024


Sergiye ismini veren çalışma, Türkçe’deki en gönül delici ahları çekmiş olan, bu açıdan bir ah sanatçısı yani ahzen olarak anabileceğimiz, Sezen Aksu'nun diskografisindeki şarkılardan geliyor. Her ne kadar, Cemal Süreya ahları ve ofları erkek arabesk yıldızlarıyla eşleştirmiş olsa da, senelerce hit üretmiş bir pop şarkıcısı aracılığıyla bu iç çekişler her kuşaktan her kültürden insanın yaşamına değmeye devam ediyor.

A fonemi tek başına pek çok anlama gelen bir ünlem olarak kullanılır. Bu a sesi, ciğerden gelen havanın boğazımızdan sürtünerek (hatta sürünerek) geçerken çıkardığı (k)hhh sesiyle birleştiğindeyse bu anlamlar: İlenme, beddua, ümitsizlik, hayranlık, özlem, beğenme, acı, ıztırap, yeis, ağrı, feryat, üzüntü, esef, pişmanlık, şaşırma, gibi duyguları bildiren yepyeni şekillere bürünür. İşte sanatçı, Aksu’nun kaydettiği tüm albümlerde çektiği tüm ahları, amanları ve ofları tek tek bulup çıkartıyor. Ardından bu seslerden birbirleriyle diyalog içinde olan dört kanallı bir ses kolajı hazırlıyor ve sergi mekanına yayıyor.

Türkiye'de hemen herkesin en az birini bildiği, ve muhtemelen gönülden eşlik ettiği bu iç çekişler bazen sessizliğe gömülüp kendini unutturuyor. Bazen de algı dünyamızı yararcasına kendini hatırlatıyor ve: BEN BURADAYIM, CANIM YANIYOR, ÖZLÜYORUM, ÖLÜYORUM, LANET OLSUN diyerek haykırıyor. Dinleyicilerinin duygularına, duygulanımlarına ve hayatlarına eşlik eden bu ahlar neden bu kadar canımıza dokunuyor? Ah, her halükarda “çekilen” bir şey. Peki, biz bu ahları niye çekiyoruz? Ya peki bu ahlar bizi nereye çekiyor?

Mustafa Avcı (Sergi Metninden)